Günlük yaşamda sık karşılaştığımız, belki de sık kullandığımız bir kelime; bağımlılık. Öncelikle; bağımlılığın ne olduğunu ve kriterlerinin neler olduğunu bilmek, bağımlılık hakkında bilgi edinmek önem taşımaktadır. Çünkü her madde/alkol kullanan birey bağımlı değildir.
Bağımlılık; bireyin kullanmış olduğu madde, nesne ya da yapmış olduğu davranışın fiziksel, psikolojik ve sosyal problemlere neden olmasına rağmen kullanımı sürdürmeye devam etmesi, devam ettikçe vücudun tolerans geliştirmesi ve yoksunluk belirtileri yaşamasına neden olduğu bir hastalıktır (Köroğlu, 2013). Yoksunluk; kullanılan maddenin aniden bırakılması ya da madde miktarının ciddi bir boyutta azaltılması sonucu ortaya çıkan bir sendrom olarak ifade edilmektedir (Morrison, 2019). Maddenin kullanılmaya devam etmesiyle birlikte madde etkisinde gün geçtikçe bir azalma görülür. İstenilen etkinin ortaya çıkması için kişi maddenin dozunu arttırma ihtiyacı duyar. Bu durum ise; tolerans olarak adlandırılmaktadır (Gönül ve Aldemir, 2019).
Bağımlılık; sinsice gelişen, genellikle kişilerin süreç içerisinde fark etmediği ve bağımlı olduktan sonra farkına vardığı bir beyin hastalığıdır (Ögel, 2017). Tanımı daha iyi anlamak için bir örnekle açıklamak gerekirse; baş ağrısı bir belirti, migren ise bir hastalıktır. Her insanın başı ağrıyabilir ancak herkeste migren yoktur. Herkes alkol alabilir ancak alkol alan her bireyde bağımlılık gelişmemiş olabileceği gibi bazı bireyler bağımlılık gelişmiş olabilir (Ögel, 2014).
Bağımlı bireyin sosyal yaşantısında bir takım değişiklikler meydana gelebilse de (çevre değişikliği, riskli arkadaş ortamından uzaklaşma ve kullanımı olan kişilerle görüşmeme gibi) aile içerisinde bu gibi bir değişim söz konusu değildir. Yani aile, her koşulda bağımlı bireyin yanında olmaya devam eder. Aile içerisindeki herkes, özellikle de çocuklar, bağımlılık hastalığından etkilenir. Bu durumun herkesi etkilemesinden dolayı bağımlılık bir aile hastalığıdır (Ögel, 2014).
Aileler, yakınlarının bağımlı olduklarını öğrenmesiyle birlikte birtakım olumsuz duygular yaşarlar. Ailelerin özellikle; hayal kırıklığı, öfke, üzüntü, kaygı, korku gibi duyguları yaşadıkları gözlemlenir. Bazen bu duygularını ‘Bize bunu nasıl yapar, bunu bize yaptığı için ona çok kızgınım, biz şimdi ne yapacağız’ gibi cümlelerle dile getirirler. Bu durumda ailelerin yapabilecekleri şu şekilde sıralanabilir:
- Öncelikle; panik yapılmamalı, sakin kalınmaya özen gösterilmelidir. Aceleci davranmamak ve durumla ilgili şüphelerinizden emin olmak önemli. Bunun için; çocuğunuzun davranışlarını gözlemleyin. Birtakım bedensel ve davranışsal değişiklikler var mı?
- Bağımlılık konusunda araştırma yapın. Bağımlılığın ne olduğu, nasıl geliştiği, tedavisinin nasıl olduğu hakkında bilgi edinin. Konuyla ilgili bir uzmandan destek alabilirsiniz.
- Çocuğunuzda; halsizlik, yorgunluk, tahammül seviyesinde öncesine göre belirgin azalma, agresyon, dikkatini toplayamama, eskine göre para harcama miktarında artış, günlük yaşamdaki sorumluluklarını yerine getirmeme gibi durumlar gözlemliyor musunuz?
- Akademik başarısını gözlemleyin. Son zamanlarda aniden bir düşüş yaşandı mı ya da okula olan devamsızlığında bir artış oldu mu?
- Çocuğunuzu gözlemlerken ya da onu izlerken; odasının ve özel eşyalarının karıştırılması, mesajlaşmalarının/yazışmalarının okunması etik olmadığı gibi ileride düzeltilmesi zor sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle; çocuğunuzla her zaman iyi bir iletişim ve güvenli bir ilişki içerisinde olmak, ona karşı anlayış göstermek ve sabırlı bir şekilde çocuğunuzu uzun süre takip etmek gerekmektedir.
- Çocuğunuzla konu hakkında konuşmak isteyebilirsiniz, ebeveyni olarak bunu istemeniz en doğal hakkınızdır. Ancak konuşmadan önce dikkat etmeniz gereken hususlar söz konusu. Hem kendinizin hem de çocuğunuzun hazır olduğu, uygun bir zaman dilimi ve uygun bir ortam tercih edin (Ögel, 2012). Konuşurken yargılayıcı tutum içerisinde olmaktan kaçının. Duygu ve düşüncelerinizi ‘ben dili’ üzerinden açıklamaya özen gösterin. Çocuğunuz; sizin söylediklerinize tepki gösterebilir, söylediklerinizi inkâr edebilir. Onu dinlemeye, tepkilerinizi kontrol etmeye ve ısrarcı davranmamaya özen gösterin. Çocuğunuzu gözlemlemeye devam edip uygun bir zaman ve ortamda tekrar konuşmayı deneyin. Eğer sonuç alamıyorsanız ya da çocuğunuzla nasıl konuşacağınız konusunda kaygılarınız, korkularınız varsa; çocuğunuza nasıl yaklaşmanız gerektiğiyle ilgili bir uzman desteği alın.
- Madde kullanımıyla ilgili şüphe yaşayan aileler bazen test yaptırmak isteyebiliyorlar. Bu testleri yaptırmak için çocuğunuzun onayının olmasına, ondan gizli bu gibi testlerin yapılmamasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde; hem test sonuçlarının çocuğunuzla nasıl paylaşılacağı, hem de çocuğunuzla aranızdaki güven problemi ile karşı karşıya kalabilirsiniz.
- Eğer şüpheleriniz doğrulanırsa; bu durumda çocuğunuzun ne yapmak istediğini ona sormak önemli. Bu soruyu sorduktan sonra yapmak istediğiyle ilgili nasıl bir adım atacağı, bu adımı ne zaman atacağı sorulmalı ve bu durum somutlaştırılmalıdır.
- Çocuğunuzdan bu davranışlarını değiştirmesini talep edebilirsiniz. Ancak bunu isterken her zaman onun yanında olacağınızı, ona destek çıkacağınızı belirtmeniz gerekir.
- Yardım talep edebilecek, bilgi edinilebilecek ve tedavi olunabilecek kurumları araştırın.
- Çocuğunuz tedavi olmak istemeyebilir. Bu durumda; çocuğunuzu tedaviye karşı nasıl ikna edebileceğinizle ilgili bir uzman desteği alın. Unutulmamalıdır ki; tedavi, kişinin isteğine bağlıdır. Kişi tedavi olmak ve kullandığı maddeyi bırakmak istemeyebilir.
- Çocuğunuz tedaviyi kabul ederse; tedavi sürecine sizin de dâhil olmanızın ve destek almanızın sürece olumlu katkısı olduğunu unutmayın. Çocuğunuz davranışlarındaki değişim kadar sizin de davranışlarınızda birtakım değişikler yapmanız gerekir. Siz değişirseniz, çocuğunuz da değişir (Ögel, 2014).
KAYNAKÇA
- Köroğlu, E. (2013). DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabı. HYB Yayıncılık.
- Ögel, K. (2012). İnternet Bağımlılığı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Ögel, K. (2014). Bağımlı Aileleri için Rehber Kitap. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- Ögel, K. (2017). Bağımlılık ve Tedavisi Temel El Kitabı. Yalın Yayıncılık.
- Gönül, A.S. ve Aldemir, E. (2019). Bağımlılığın Nörobiyolojisi. M. Öztürk, K. Ögel, C. Evren ve R. Bilici (Ed.), Bağımlılık Tanı, Tedavi ve Önleme (s.59-63) içinde. Yeşilay Yayınları.
- Morrison, J. (2019). Madde ile İlişkili Bozukluklar ve Bağımlılık Bozuklukları. M. Şahin (Ed.),. ve H. Uğur Kural (Çev.). DSM-5’i Kolaylaştıran Klinisyenler için Tanı Rehberi (2, s.393-473) içinde. Nobel Yayıncılık.