
Hepimiz doğamız gereği sevmek, sevilmek, saygı ve ilgi görmek isteriz.Hem bir gereksinim hem de bir istek olarak yakın ilişkileri arzularız.Bazen bu ilişkiler bizi besler, büyütür; çünkü insan her zaman değişme ve gelişme potansiyeline sahip bir varlıktır. Bazen de ilişkilerimiz bizi istemediğimiz biri haline dönüştürebilir. Gün geçtikçe başkas(lar)ı için yaşamaya başlar, kendimizi göz ardı eder, kendimize ilgi ve şefkat göstermeyi bırakırız.
İlişkide olduğumuz kişiye sevdiğimizi, ilgi ve şefkatimizi göstermek, ihtiyaçlarında yanında bulunmak, bir hayatı paylaşmak elbette ki çok güzel ancak bu ‘hayatımızı adamak’ anlamına ne yazık ki gelmiyor. Aslında bu tür ilişkilerde sevgiden de bahsetmek pek mümkün olmuyor. Buradaki; sevgi ilişkisinden çok bir ‘bağımlılık’ ilişkisidir ve aslında bir hastalıktır.
Hastalığın ismini merak ettiyseniz hemen söyleyeyim; ‘Eş bağımlılık’. Bu sevdiğimiz kişilere ‘bağlı olmak’tan çok daha farklı bir durum. Hepimizin derinlerde yaraları vardır. Eğer başkalarıyla yakınlaşmaktan, onlar tarafından incinmekten, yalnız kalmaktan, kontrol edilmekten, yargılanmaktan korkuyorsanız bu sizin eş bağımlılık yaralarınız olabilir. Bu yaralar da ne yazık ki sizin kendinizden utanç duymanıza yol açabilir.
Evet, gelelim eş bağımlılığa. Eş bağımlılık; aslında bir bağımlılık problemidir ve ilk kez bir hastalık olarak 1988 yılında Temman Cermak tarafından tanımlanmıştır. İlk olarak alkol bağımlılığı olan bireylerin ailelerinde görülmüşse de zamanla farkı ruhsal bozukluğa sahip bireyleri kapsadığı görülmüştür (DEHB, bipolar bozukluk, borderline, diğerbağımlılık türleri, yeme bozuklukları…)
Eş bağımlılık; kişilerin kendileri dışında birine veya bir şeye bağımlı olduğu, bu bağımlılığın özellikle terk edilme, yalnız kalma korkusu ve düşük özgüvenden kaynaklandığı, bireylerin kendilerini başkasına adadıkları bir bağımlılık türüdür. Eş bağımlılığın uzlaşılmış bir tanımı olmasa da literatür incelendiğinde farklı uzmanlar tarafından farklıtanımlamaların yapıldığını görmekteyiz.
Eş bağımlılık; farkında olarak ya da olmayarak gelişir ve güçlüdür. Bireyin ilişkiyi başlatma ve sürdürmesine, var olan ilişkilerine, iletişimine, karar verme ve problem çözme yeteneğine, mutluluğuna zarar verir.
Eş Bağımlılığın Belirtileri
Başkasına çok fazla bağlanırlar. Benlikleri o kadar başkasına bağlıdır ki kim olduklarını, ihtiyaçlarını, hobilerini, hedeflerini unuturlar. Hayatları sadece başkasını memnun etme, elde tutma, kontrol etme, onun için kaygılanma konularının etrafında döner durur. Çünkü terk edilmek ve reddedilmekten çok korkarlar.
Utanç duyarlar. Bazen birtakım olaylar yaşarız ve bu olaylar sonucunda utanç duygusunu hissederiz. Olayın üzerinden biraz süre geçtikten sonra bu duygu da kaybolur. Eş bağımlılardaki utanç ise çocukluk çağındaki tecrübeleri sonucunda içselleştirilmiştir. Tıpkı açık bir yara gibidir, orada bekler, olay olduğu anda ortaya çıkar ve etkisi olaydan sonra bile sürer. Kendinizden utanırsınız, sevilmeye ve saygı görmeye layık olmadığınızı,mutluluğu hak etmediğinizi düşünürsünüz. Yetersiz, başarısız, kusurlu,çaresiz, değersiz hissedersiniz. Eğer buna suçluluk duygusu da eşlik ederse, işler daha da karmaşık bir hal alır.
Özgüvenleri düşüktür. Eş bağımlılar düşük öz güvenden dolayı genelde kendilerini eleştirir, diğerlerine fikirlerini sorar ve onların onayına ihtiyaç duyarlar. Kendisine olan saygı ve sevgisi yeterli gelmemektedir. Ancak cesareti kaybetmemek gerekir, umut her zaman var, öz güven öğrenilmiştir ve düşük öz güven, benlik değerine dönüşebilir.
Başkalarının elinde oyuncak olmuşlardır. Eş bağımlılar için başkalarıtarafından sevilmek, ilgi görmek o kadar değerlidir ki başkaları tarafından kabul görmek için adeta onların oyuncağı haline gelir, onları memnun etmeye çalışırlar.
Sen mutluysan ben de mutluyum, sen üzgünsen ben de üzgünüm şeklindeki iç içe geçmiş benliğe sahiptirler. Tıpki simbiyotik bir ilişki gibi.
Sınırları yoktur. Çoğu zaman çocuklara sınır koyarız. Aslında sınır koyarak yapmaya çalıştığımız çocuğu kısıtlamak değil, tam tersine çocukta özgüven duygusunun oluşmasıdır. İlişkilerimizde de ihtiyacımız olan şey sınırdır. Sınır olmadan güvenden ve sevgiden söz edebilmemiz mümkün değildir. Eş bağımlılar ise; yeterince sevilmeye ve sınır koymaya hakları yokmuş gibi hissettiklerinden kendilerine yönelik saygısızca davranışları kabul görürler. Bazen sırf kabul görmek için üzerine düşenden çok daha fazlasını yapar, sonunda kendini kullanılmış ya da yeterince onaylanmamış, içerlemiş hissedebilirler.
Eş Bağımlılık Ne Değildir?
Eş Bağımlılık Ne Değildir?
Eş bağımlılık; ‘bakım vermek’ değildir. Pek çok birey, özellikle de kadınlar başkalarına bakmayı sever. Bazıları bunu meslek olarak da seçer. Bakım vermek doğal bir süreç olsa da eş bağımlılıktaki bakım verme durumu birine bakmaktan farklıdır. Eş bağımlılıkta bakım veren kişi; uygun olmayan düzeyde bakım verdiği kişinin sorumluluğunu alır, bazen etrafındaki bireyler ona yardım etmediği için onlara kızar ve küser ancak kişiler yardım etmek istediklerinde ise eş bağımlı bu kişilerin sürece dahil olmalarını istemez, durumdan kendini sorumlu tutar ve kendisine vakit ayıramayacak kadar kendini suçlu ve endişeli hisseder. Genelde pek dinlenmez, sürekli yorgundurlar.
Eş bağımlılık; ‘nazik olmak’ değildir. Başkalarına nazik davranmak, onlara yardımcı olmaya çalışmak güzel olsa da eş bağımlı bireylerin bu davranışlarının arkasında düşük öz güven vardır. Hayır diyemezler, onların tek seçeneği karşısındaki kişinin istekleridir. Ancak buradaki önemli bir soru da şu; kişi bunu düşük özgüveninden dolayı mı yoksa korku, güvensizlik ve suçluluk duygularından dolayı mı yapıyor?Eş bağımlı bireyler başkalarına ‘hayır’ diyemezler. Bu durum düşük özgüvenden kaynaklanmaktadır. Reddedilme ve ilişkilerinin tehlikeye gireceğine dair korku bireylerin özgür iradeleriyle karar vermelerini engellemektedir.
Eş bağımlılık; ‘karşılıklı bağımlılık’ değildir. Romantik ilişkilerimizde genelde ‘bağlanma’ gelişir. Birbirini seven bireylerin birlikte vakit geçirmek istemeleri, birbirlerini merak etmeleri, destek vermeleri, yardımcı olmaları gayet doğaldır. Zamanla rutinleri de iç içe geçer, vakitlerini birbirlerine göre ayarlarlar. Karşılıklı olarak birbirlerine güven verir ve ihtiyaç duyarlar, bu da karşılıklı bağımlılığı doğurur. Aslında bu durum onlara ilişkilerinde daha çok özgürlük sunar. Yakınlık onları korkutmaz. Birbirlerinin hedeflerine saygı duyar ve onları desteklerler. Eş bağımlılıkta ise; bireyler ayrışmaktan korkar çünkü bunu tehdit olarak algılarlar. İhtiyaçlarının karşılanması konusunda karşısındaki kişiyi kontrol etmeye çalışırlar. Yakınlıktan ziyade bir güç dengesizliği söz konusudur. Duygusal olarak bağımlı ve güvensiz bireyler ilişkilerini tabiri caizse adeta cehenneme dönüştürmüşlerdir.
Eş bağımlılığın bir bağımlılık hastalığı olduğuna inanabilir ya da inanmayabilirsiniz. Bu hayat sizin ve inanıp inanmakta da sizin tercihiniz. Bu durumda iyileşme tercihi de size ait oluyor. Eğer etiketleri sevmiyorsanız kullanmak zorunda değilsiniz (hastalık, eş bağımlılık gibi) ancak bir tavsiyede bulunmamı isterseniz kendiniz için mutlaka bir şeyler yapın ve buna iyileşmek için bir adım atmaktan başlayın.
Son olarak;unutmamamız gerekir ki; ilişkilerimizde belirleyici olan şey, o kişiyle ne kadar vakit geçirdiğimizden ziyade ilişki dinamiklerimizdir. Biriciksiniz! Kendinizi sevin, ilgilenin ve şefkat gösterin, bu bencillik değil. Psikolojik olarak ne kadar iyi olursak, ilişki içinde olduğumuz bireylere karşı da o kadar iyi oluruz.
Uzun bir konuyu kısa bir bilgilendirmeyle bitirmeye çalışmış olsam da sorularınız için buralardayım,
Sevgilerimle.